|
Kehf Suresi 99
Ve teraknâ badahum yevmeizin yemûcu fî badın ve nufiha fis sûri fe cemanâhum cemâ(ceman).
1. ve teraknâ : ve biz terkettik, bıraktık
2. ba`da-hum
(ba`da-hum fî ba`dın) : onların bir kısmını
: (birbirlerine)
3. yevmeizin : izin günü
4. yemûcu : (birbirlerine) karışır
5. fî ba`dın : bir kısmı içinde
6. ve nufiha : ve üfürüldü
7. fî es sûri : sur`a
8. fe : artık, o zaman
9. cema`nâ-hum : onları topladık
10. cem`an : hepsini
İmam İskender Ali Mihr : Ve izin günü onları, birbirlerine karışmış halde bıraktık. Ve sur`a üfürüldü. O zaman onların hepsini topladık.
Diyanet İşleri : O gün biz onları bırakırız, dalga dalga birbirlerine karışırlar. Sonra sûra üfürülür de onları toptan bir araya getiririz.
Abdulbaki Gölpınarlı : O gün deniz gibi dalgalanır, dalga dalga birbirlerine karışır onlar ve sûr üfürülür de onların hepsini toplarız.
Adem Uğur : O gün (kıyamet gününde bakarsın ki) biz onları, birbirine çarparak çalkalanır bir halde bırakmışızdır; Sûr`a da üfürülmüş, böylece onları bütünüyle bir araya getirmişizdir.
Ahmed Hulusi : O gün onları serbest bırakırız, dalgalar hâlinde (iki tür) birbirlerine girerler! Sur`a da üflenmiştir; artık hepsini cem etmişizdir.
Ahmet Tekin : O gün, Kıyamet gününde, biz onları birbirine çarparak çalkalanır bir halde bırakırız. Sûra da üfürülür, böylece onların hepsini biraraya toplamış oluruz.
Ahmet Varol : O gün onları birbirleri içinde dalgalanır halde bırakırız. Sur`a da üflenir ve artık onların tümünü biraraya toplarız.
Ali Bulaç : Biz o gün, bir kısmını bir kısmı içinde dalgalanırcasına bırakıvermişiz. Sur`a da üfürülmüştür, artık onların tümünü bir arada toparlamışız.
Ali Fikri Yavuz : (Yecüc ve Mecücun veya pek kalabalık insanların çıkacağı) o gün, onları, birbiri içinde dalgalanır hale bırakmışızdır; Sûra üfürülmüştür. Artık hepsini hesap için toplamışızdır.
Bekir Sadak : Biz o gun onlari birakiriz, dalgalar halinde birbirlerine girerler. Sura uflenince hepsini bir araya toplariz.
Celal Yıldırım : O gün onları bırakırız da dalgalanır halde kaynaşırlar. Sûr`a üflenince onları hep biraraya getiririz.
Diyanet İşleri (eski) : Biz o gün onları bırakırız, dalgalar halinde birbirlerine girerler. Sura üflenince hepsini bir araya toplarız.
Diyanet Vakfi : O gün (kıyamet gününde bakarsın ki) biz onları, birbirine çarparak çalkalanır bir halde bırakmışızdır; Sûr`a da üfürülmüş, böylece onları bütünüyle bir araya getirmişizdir.
Edip Yüksel : O gün onları bırakırız. Dalgalar halinde birbirlerine girerler. Boruya üflenir; hepsini bir araya toplarız.
Elmalılı Hamdi Yazır : Ve o gün onları bırakıvermişizdir, bir kısmı diğerinin içinde dalgalanıyorlar, Sura da üfürülmüştür, artık hepsini toplamış da toplamışızdır
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Ve o gün Biz onları, birbirlerinin içinde dalgalanır bir durumda bırakıvermişizdir Sura da üfürülmüştür, artık hepsini toplamış da toplamışızdır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Biz o gün (kıyamet günü) onları bırakıvermişizdir. Dalgalar halinde birbirlerine girerler, Sûr`a da üfürülmüştür. Böylece onların hepsini bir araya toplamışızdır.
Fizilal-il Kuran : O gün biz insan yığınlarını önce dalgalanmaya bırakırız. Sonra Sur`a üflenince hepsini biraraya toplarız.
Gültekin Onan : Biz o gün, bir kısmını bir kısmı içinde dalgalanırcasına bırakıvermişiz. Sura da üfürülmüştür, artık onların tümünü bir arada toparlamışız.
Hasan Basri Çantay : O gün biz onları birbiri içinde dalgalanır bir halde bırakmışızdır (bırakacağız. Artık) «Şuur» da üfürülmüşdür (üfürülecekdir.) Bu suretle hepsini (mahşerde) derleyip toparlamışızdır (toplayacağız).
Hayrat Neşriyat : (Yecüc ve Mecücün ortaya çıkacakları) o gün (o âhir zaman fitnesinde) onları birbiri içinde dalgalanır bir hâlde bırakmışızdır; nihâyet (mühletleri bittiğinde) sûra üfürülmüş, böylece onları hep berâber (mahşerde) bir araya getirmişizdir.
İbni Kesir : O gün; Biz, onları bırakırız, dalgalar halinde birbirlerine girerler. Sur`a üflenince hepsini bir araya toplarız.
Muhammed Esed : O gün onları bırakırız, dalga dalga yürüyüp birbirlerine karışsınlar; ve sura üflenir: Böylece hepsini bir araya toplarız.
Ömer Nasuhi Bilmen : Ve o gün (Yecüc ile Mecüc`ün çıktıkları zaman) Onların bazılarını bazısı içinde dalgalanır (muztarip) bir halde bırakmışızdır ve sura üfürülmüştür, artık onların hepsini toptan toplamışızdır.
Ömer Öngüt : Biz o gün onları bırakırız da dalgalar halinde birbirine girerler. Sur`a da üfürülmüş, böylece biz onların hepsini bütünüyle bir araya getirmişizdir.
Şaban Piriş : Günü gelince biz onları bırakırız. Dalgalar halinde birbirlerine girerler. Sura üflendiği zaman da hepsini bir araya toplarız.
Suat Yıldırım : O gün, yani kıyamet günü onlar deniz dalgaları gibi birbirine çarparak çalkalanırlar. Sûra da üfürülür, insanların hepsini bir araya toplarız.
Süleyman Ateş : Biz o gün (Ye`cûc ve Me`cûc`u) bırakmışızdır: Birbiri içinde dalgalanır(lar). Sûr`a da üflenmiştir ve onları hep bir araya toplamışızdır.
Tefhim-ul Kuran : Biz o gün, bir kısmını bir kısmı içinde dalgalanırcasına bırakıvermişiz. Sur`a da üfürülmüştür, artık onların tümünü bir arada toparlamışız.
Ümit Şimşek : O gün Biz insanları birbirlerinin üzerinde dalgalanır halde bırakmışızdır. Sûra üfürülmüş, hepsini bir araya getirmişizdir.
Yaşar Nuri Öztürk : O gün onları bırakmışızdır, birbirleri içinde dalgalanırlar. Sûra da üflenmiştir; hepsini bir araya toplamışızdır.
|